11 Mart 2026
Yemekten sonra gelen titremeye dikkat! Bu hastalığın habercisi olabilir! yemekten sonra gelen titremeye dikkat bu hastaligin habercisi olabilir MOsKGf1r.jpg

Yemekten sonra gelen titremeye dikkat! Bu hastalığın habercisi olabilir!

Çoğu zaman toplumda göz ardı edilen ancak sıkça karşılaşılan bir durum olan reaktif hipoglisemi, genellikle yemeklerden sonra ortaya çıkan ani halsizlik, terleme, titreme ve açlık hissi gibi belirtilerle kendini gösterir. Uzmanlar, bu durumun insanlarda, özellikle de diyabeti olmayan bireylerde bile görülebileceğine dikkat çekiyor. İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Manolya Gökrem, reaktif hipogliseminin kan şekerinin yemekten 2-4 saat sonra normalin altına düşmesiyle karakterize olduğunu belirtiyor ve hastalığın belirtileri hakkında önemli uyarılarda bulunuyor.

“BELİRTİLER ÖZELLİKLE YÜKSEK KARBONHİDRATLI GIDALARDAN SONRA ORTAYA ÇIKIYOR”

Vücudun alınan gıdalara, özellikle yüksek karbonhidratlı ve basit şeker içeren yiyeceklere aşırı insülin salgılayarak tetiklediği reaktif hipoglisemi hakkında Uzm. Dr. Manolya Gökrem şunları söylüyor: “Pankreasın aşırı tepkisi, kan şekerinin hızla düşmesine neden olur. Bu durum, prediyabet veya diyabetin erken bir işareti olabilirken, aynı zamanda mide ameliyatı geçiren kişilerde de rastlanabilir.”

Dr. Gökrem, hastaların sıkça yaşadığı “tatlı krizleri” olarak adlandırdığı ataklar sırasında karşılaşılan belirtileri şu şekilde sıralıyor: “Ani açlık hissi, terleme, titreme, baş dönmesi, bulanık görme, çarpıntı ve konsantrasyon güçlüğü en yaygın şikayetler arasında yer alıyor. Bu belirtiler, vücudun düşen kan şekerine verdiği bir tepkidir.”

“ALTIN KURAL: YAŞAM TARZI DEĞİŞİKLİĞİ”

Reaktif hipoglisemi tanısı konan bireyler için Uzm. Dr. Gökrem’in vurguladığı tedavinin temel ilkesi “yaşam tarzı değişikliği”dir. Beslenme alışkanlıklarında yapılacak küçük değişikliklerle bu durumun büyük ölçüde kontrol altına alınabileceğini belirten Dr. Gökrem, yönetimdeki altın kuralı şu şekilde açıklıyor: “Tedavideki altın kuralımız; sık aralıklarla, küçük porsiyonlar halinde beslenmek olmalıdır. Ana öğünler arasında mutlaka ara öğünler olmalı, mide uzun süre boş bırakılmamalıdır. Basit şeker içeren paketli gıdalar, şekerli içecekler ve beyaz unlu mamuller yerine, kan şekerini yavaş yükselten kompleks karbonhidratlar ve yüksek lifli gıdalar tercih edilmelidir. Her öğünde protein, yağ ve karbonhidrat dengesinin sağlanması, insülin salınımını dengeleyerek ani düşüşleri engelleyecektir.”

Dr. Gökrem, belirtilerin kronik ve şiddetli olduğu durumlarda başka bir nedenin araştırılması ve doğru teşhis için mutlaka bir iç hastalıkları uzmanına başvurulması gerektiğini de ekliyor.